Tedavi Yöntemlerimiz

 
 
 
PRP( Kendi kanınızdan gelen şifa )
PRP özellikle kas iskelet sistemi hastalıklarında da kullanılmaktadır. PRP “Platelet Rich Plasma” ifadesinin baş harflerinden türetilmiş olup, trombositten zengin plazma anlamına gelmektedir. Bu yöntemde ilaç hastanın kendi kanından hazırlanan serumdur. Trombositten zenginleştirilmiş plazma sıvısı doğal bir ilaç gibi etki gösterir. Yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu tendon kıkırdak gibi yapıların iyileşmesini hızlandırır.

Kök hücre tedavileri
Son yıllarda gelişen kök hücre tedavileri özellikle diz ekleminde klasik tedavi yöntemleri ile tedavi edilemeyen hastalarda önemli bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Özellikle cerrahiye genel sağlık durumu uygun olamayan aşırı obez, kalp-akciğer hastalıkları olan veya kendisi cerrahi istemeyen hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir.
Kök hücre hastanın bacak ön kısımdan veya iliak kemikten alınan kemik iliğinden ve liposuction yöntemi ile karındaki yağlı bölgeden alınan yağ dokusundan elde edileir. Bu alınan doku özel işlemlere tabi tutularak saf kök hücre veya kültür edilerek çoğaltılmış kök hücre elde edilir. Bu hücreler sorunlu bölgeye çeşitli enjeksiyon teknikleri ile uygulanır.

Eklem Enjeksiyonları
Kireçlenme, kıkırdak harabiyeti ve aşınması gibi problemlerde eklemin içine-çevresine, bağların içine ve çevresine çeşitli ilaç uygulamaları yapılabilmektedir. Hastanın hastalığına ve hastalığın şiddetine göre seçilen bu ilaçlar hem hastanın ağrısını azaltmakta hem de bozulan yapıları onararak hastaya ameliyatsız tedavi olanağı sağlamaktadır.
 
 
 
tedavi-yontemlerimiz
 
 
 
 
ESWT (Şok Dalga Tedavisi)
“Extracorporeal Shock Wave Therapy “ kelimesinin kısaltması olan ESWT vücut dışında oluşturulan güçlü ses dalgalarının çelik başlıklı bir aplikatör vasıtasıyla vücudun istenilen bölgesine odaklanmasına dayanan girişimsel olmayan yeni bir tedavi şeklidir. ESWT topuk dikeninde %85-90, tenisçi ve golfçü dirseğinde %70, omuz kireçlenmesinde %80 başarı oranına sahiptir. ESWT’ nin ciltte hafif kızarıklık şişlik dışında önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır. Hastalar tedaviden sonra günlük işlerine devam edebilirler. Anestezi gerektirmeyen, uygulaması kolay, hızlı ve etkili bir tedavi yöntemidir. Topuk dikeni, tenisçi ve golfçü dirseği, kalsifiye tendinit, plantar fasciitis, tetik noktalar, kaynaması gecikmiş kırıklarda ESWT kullanılabilir.

Manuel Tedavi ve Manipulasyon:
Manuel terapi elle tedavi anlamına gelir. Omurga ve eklemlerdeki çıkık, yarıçıkık ve tüm yer değiştirmelerin fizyolojik sınırlar içinde birtakım özel egzersiz ve manevralarla fizik tedavi doktoru ve ya fizyoterapist tarafından normal anatomik pozisyonuna getirilmesidir. Omurga ve çevresel eklemlere fizik tedavi doktoru ve ya fizyoterapistin yaptığı müdahalelere manipülasyon denir. Manuel terapi sıklıkla kas, kemik, eklem ve bağ dokusu ile ilgili iskelet ve kas sistemi sorunlarını tedavi etmek için kullanılır. Omurga ve ekstremite eklemlerindeki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde yüzyıldan fazla bir süredir uygulanan manuel terapi, maniplasyon, mobilizasyon, özel germe teknikleri, postizometrik relaksasyon teknikleri gibi yöntemler içerir. Manuel terapinin amacı, eklemlerdeki blokaj olarak adlandırılan kısıtlanmış hareketi postüral denge içinde en yüksek derecede ve ağrısız arttırıp, fonksiyonu sağlamak ve beden mekaniğini korumaktır. Manuel terapinin etkin ve güvenli uygulanması için lokomotor sistemin anatomik, biyomekanik ve nörofizyolojik olarak detaylı değerlendirilmesi gerekir. Manuel terapi teknikleri endikasyonlar ve kontrendikasyonları seçebilen özel eğitimli fizik tedavi doktorları ve ya fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Eklem mobilizasyonu ve kas germeleri hem fizik tedavi doktorları, hem de fizyoterapistler tarafından yapılıyor, eklem manipülasyonlarını ise yalnız fizik tedavi doktorlarının yapma yetkisi vardır.

Manuel Tedaviyle Tedavi Edilen Hastalıklar Nelerdir?
-Bel fıtığı
-Mekanik bel ağrıları
-Boyun fıtığı ve boyun ağrıları
-Çene eklemi ağrıları, diş gıcırdatma
-Fibromiyalji
-Migren
-Skolyoz
-Siyatik
-Diz ve ayak bileği ağrıları
-Meniskopati
-Kalça bölgesi ağrıları
-Omuz, dirsek, el bileği ve el problemleri
Osteopati:
Osteopati nedir?
Osteopati sadece semptomu değil semptom ile birlikte semptomun asıl sebebini bulup tedavi eden tıbbi bir tedavi şeklidir.
Osteopati; visseral, kranial ve pariyetal osteoapati olmak üzere üçe ayrılır. Ama bu üç yöntem tedavide iç içe kullanılır.
Visseral osteopati: İç organlar ve etraflarındaki anatomik strüktürlerin hareket kısıtlılıklarının muayene ve tedavisini içermektedir.
Kranial osteopati: Kranio saKral sistemde Kranial kemiklerin küçük ince hareketleri, sacrumun hareketleri ve bunlara ait dokuların hareketlerinin muayene-tedavisini içerir.
Pariyetal osteopati: Eklemler, kaslar, tendonlar, fasyaların hareket kısıtlılıkları muayene ve tedavi edilirler.

PRP Eklem İçi Enjeksiyonu:
"Platelet rich plasma" platelet (trombosit) yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulamasının kısaltılmış ismidir. Kişiden alınan az miktardaki kanın santifrujdan geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen "platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın" yine aynı kişiye cilt gençleştirme ve yapılanmasına destek olma veya eklem içi yapıların yenilenmesi ve tamiri amaçlı enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir.
PRP; vücuda enjekte edildiği bölgelerde kök hücreleri uyarıp, aktif hale getirerek dokuların yenilenmesine yardımcı olan bir yöntemdir.
Kanın pıhtılaşmasını sağlayarak vücuttaki onarımı sağlayan trombositlerin görevi vücutta oluşan herhangi bir hasar durumunda doku onarımını sağlamaktır. PRP'de amaç, ayrıştırma işleminden geçirilerek elde edilen plateletlerin ve büyüme faktörlerinin ihtiyaç duyulan bölgeye çok daha fazla ulaşmasını sağlamaktır. PRP
Kişinin kendi kanıyla yapılan PRP steril ortamda uygulanan güvenli bir yöntemdir. İşlem süresi en fazla yarım saattir. Cilt için mezoterapi tekniği ile, eklemler için eklem içi enjeksiyon tekniği ile uygulanır.
Hyaluronik Asit Eklem İçi Enjeksiyonu:

Hyaluronik Asit Nedir?
Hyaluronik asit, tüm canlı organizmalarda bulunan doğal bir maddedir. Yumuşak bağ dokusunda ve gözü çevreleyen sıvıda, yüksek konsantrasyonlar halinde bulunur. Ayrıca, bazı kıkırdak ve eklem sıvılarında ve cilt dokusunda da mevcuttur. Hyaluronik asit, cilt dokusunda, kolajen ve elastin lifleri arasındaki boşluğu dolduran jöle benzeri bir maddedir. Normal eklemde hyaluronik asit molekül ağırlığı 4–5 milyon dalton kadardır. Ortalama bir diz eklemindeki hyaluronan miktarı 4–8 mgr’dir.
Hyaluronik asit, eklemlerin düzgün fonksiyonu için de oldukça önemlidir. Eklem ağrısına neden olan bir çok faktörün dışında, en önemli sebeplerden biri, hyaluronik asit düzeylerindeki azalmadan kaynaklanan hatalı yağlanmadır. Artrit ve başka ağrılı vakalarda, ekrem ağrısıyla başetmek için, hyaluronik asit içeren ilaçlar kullanılır. Pozitif sonuçları gözlemledikten sonra bir çok doktor, artrit ve kuru gözler gibi vakalarda hyaluronik asitin belirli dozlarına sahip takviyeleri tavsiye etmektedirler.
Kas-İskelet Ulusal Enstitüsü’ne göre; hyaluronik asit enjeksiyonları da, diz ya da kalça osteoartrit tedavisinde kullanılır. Hyaluronik asit, ağrıyı azaltmak, eklemi yağlamak ve esnekleştirmek için direkt olarak diz ya da kalça eklemine enjekte edilir. Arzu edilen sonuca ulaşmak için, 3 ya da 5 enjeksiyon gerekmektedir. Sadece konunun uzmanları tarafından enjekte edilmelidir.

Proloterapi (Dextrozla Ligamanlara Enjeksiyon Yöntemi):
Proloterapi latince ‘’proliferasyon’’ ve ‘’terapi’’ kelimelerinden türemiştir.
Ligament ve tendonların rejenerasyonunu tetikleyen bir enjeksiyon yöntemidir.
Hasarlanmış ligaman, tendon ve eklemlere solüsyon enjeksiyonu ile yara iyileşme mekanizmalarının iatrojenik olarak stimülasyonudur.
Proloterapi, hasarlı dokuların onarımı ve yara iyileşmesi için vücut tamir mekanizmasının stimülasyonunu amaçlar.
Ligamentöz laksitelerin, kronik entesopatilerin akut inflamatuar yanıtı müteakip oluşan tendinosislerin iyileşmesini uyarıcı etkiye sahiptir.
Tendon ve ligament enjeksiyonundan önce lokal anestezikle bir kabarcık oluşturun. Bu konuda %0.5 lidokain ve ya %1 prokain kullanıla bilir. Allerjik reaksiyon gelişme riski düşüktür. Kliniğimizde kullanılması gereken proliferant solüsyon Dekstrozdur (%5 ve %15)

Proloterapiyle Tedavi Edilen Hastalıklar Nelerdir?
-Bel fıtığı
-Mekanik bel ağrıları
-Boyun fıtığı ve boyun ağrıları
-Diz ve ayak bileği ağrıları
-Meniskopati
-Kalça bölgesi ağrıları
-Omuz, dirsek, el bileği ve el problemleri
Sülük Tedavisi (Hirudoterapi):
Sülük tedavisi 3 temel esastan oluşur:
Kan emerek tedavi ( Hacamat tedavisinden farklı)
Sülük uygulama alanları genellikle akupunktur noktaları olduğu için akupunktur etkisi.
Esas etkisi biyoaktif maddeler kendi salgı bezleri tarafından üretilir, bu biyoaktif maddeleri de konağa yapışınca verir.
Sülük Uygulandığı Durumlar:
Damar hastalıkları(atroskleroz, DM ‘e bağlı damar hasarı gibi)
Varis
Eklem romatizması
Yumuşak doku romatizmalarında
Sivilceli ciltte
Kısmi felçte
Glokom ve buna bağlı görme kayıplarında
Migren ve her türlü baş ağrısında
Yüksek tansiyonda
Tiroide bağlı ve hormonal bozukluklara bağlı şişmanlıklarda
Yanık vakaları, iyileşmeyen yaralar ve post operatif scar da(ilk 6 ay içinde)
Sedef, egzama gibi cilt hastalıklarında
Kupa Tedavisi:
Kupa tedavisi iki şekilde uygulanıyor:
Kuru kupa ve yaş kupa (hacamat)
Kuru Kupa (KK) : sıcak/ soğuk; zayıf/orta/kuvvetli; hareketli; mıknatıslı, bitkisel/ yağlı vb. Özellikler : insizyon yok, kanatma yok, masaj, akupresor,
Yaş Kupa (YK) : Kuru kupa + kanatma ; insizyon var, kanatma var, terapötik etkisi daha belirgin
Kuru Kupa
Amaç: Ciltteki reseptörleri etkileyerek mss, kalp damar sistemi uyarmak, kan ve lenf akışını arttırmak, sedasyon sağlamak, solunumu rahatlamak, ateşi düşürmek, ağrıyı azaltmak
Endikasyonları:Boyun, sırt, bel ağrıları, ht, bronşit, astım, insomni, depresyon
Hacamat: Kupa yardımıyla deri yüzeyine negatif basınç oluşturarak ve insizyonlar uygulayarak kanın çıkmasıyla sonuçlanan minör cerrahi boşaltım prosedürüdür.
Hacamat kelime aslı Arapça al- hijamah olup emmek anlamındaki hacm kökünden gelir. Hacamat yaptırmaya ihticam, bu işi meslek olarak yapan kişiye haccam, kullanılan kupa,fanus ve bardak gibi aletlere mihcem denir.
Endikasyonları: Baş, boyun, sırt, bel, diz, omuz, el, ayak bileği ağrıları, ht, bronşit, astım, insomni, depresyon

Nöral Tedavi:
Nöral terapi ya da nöral tedavi tanımlaması iyileşme için bedenin network ağına, uyarıcı ve düzenleyici etki edilmesi anlamında kullanılmaktadır.
Otonom sinir sistemi tüm bedenimizi kapsayan network’tür. Kablo gibi sinirlerden oluşmaz. Hücrenin elektriksel potansiyeli, hücreler arası sıvı ve sinirlerden oluşan matriks sistemdir.
Nöral terapide otonom sinir sistemi düzenlenir. Bozucu alanlardaki olumsuz uyaranlar nötralize edilir.
Hastalıklarımızın ve geçmeyen ağrılarımızın temelinde otonom sinir sisteminde oluşan bio-elektriksel hasarlar yer almaktadır. Yaşamımız boyunca geçirdiğimiz mikrobik hastalıklar, ameliyatlar, kazalar, fiziksel ve psikolojik travmalar bio-elektriksel sorunlu alanlara sebep olabilmektedir.
Nöral terapi hemen hemen her hastalıkta kullanılabilen bir tedavi metodudur.
Özellikle klasik tıbbın yetersiz kaldığı uzun süreli, geçmeyen ağrılarda çok etkindir. Hormonal bozukluklarda, sistemik bazı hastalıklarda da etkili olur. Genel sağlık için koruyucu etkisi de çok yüksektir.
Ağrı Tedavisi
•Migren
•Gerilim tip baş ağrısı
•Küme baş ağrısı
•Trigeminal nevralji
•Fibromiyalji (yumuşak doku romatizması)
•Bel-boyun-sırt ağrısı ve fıtıkları, omurga kireçlenmeleri
•Tüm nevraljilerde ( zona ağrısı, nöropatik ağrı, sinir travmaları)
Nörolojik Hastalıklar
•Tüm baş ağrıları
•Baş dönmesi (vertigo), kulak çınlaması (tinnitus), meniere hastalığı
•Yüz felci (periferik fasiyal paralizi)
•Karpal tunel sendromu (el bileği sinir sıkışması), ulnar oluk sendromu
•Diğer nörolojik hastalıklarda da kullanılabilir.
Diğer Hastalıklar
•Hormonal bozukluklar, adet düzensizlikleri, erken menopoz
•Tiroit hastalıkları
•Vücutta ameliyat izleri
•Tonsillit gibi sık tekrarlayan enfeksiyonlar
•Diz, omuz ağrısı, tendinit, spor yaralanmaları
•Fibromiyalji ve diğer romatizmal hastalıklar
Auriküloterapi (kulak akapunkturu):
Auriküloterapi,Dr. Paul NOGIER (1908-1996) tarafından keşfedilmiş ve geliştirilmiş bir tıbbi tekniktir. Dünyada “Fransız Kulak Akupunkturu” adıyla da bilinmektedir.Kulak kepçesinin kendisine özgü reaktif özelliklerini kullanır. Kulak hem gözlemlediğimiz bir gösterge panosudur (tanı) ve hem de hastalık üzerinde hareket edebileceğimiz bir kontrol yeridir (tedavi). Kulak derisinde bazı noktalar, çeşitli şekillerde uyarılarak, vücutta çeşitli yanıtlar oluşturulur. Kulakta da, aynı akupunkturda olduğu gibi, bazı deri noktaları vardır. Bu noktalar, vücutta ağrılı ya da fonksiyonel bir durum olduğu anda, hemen ortaya çıkarlar.Ağrıya duyarlılık yoluyla ya da elekriksel olarak tespit edilebilen bu noktalar vücutta net olarak bir bölgeye karşılık gelirler.Kulakta gerçek bir kartografi vardır. Bugün çeşitli bilimsel çalışmalarla biliyoruz ki dış kulak derisinde fonksiyonel durumlarda ortaya çıkan düşük elektriksel direnç noktaları vardır.Bu iki tespit yöntemiyle (ağrılı nokta arama ve elektriksel ölçüm) bulunan kulak noktalarını kullanarak, hem teşhis yapmak, hem de tedavi yapmakmümkündür. Bu amaçla noktalar fiziksel yollarla uyarılır: infrared ışık, lazer, iğneleme, koterizasyon, tohumlar, masaj vb.

Auriküloterapi Endikasyonları

Ağrı Tedavileri
•Siyatik
•Omuz ağrıları
•Kas iskelet sistemi ağrıları
•Trigeminal Nevralji

Romatoloji-Fizik Tedavi
•Otoimmün Hastalıklar
•Artroz
•Siyatik
•Servikobrakiyal Ağrılar
•Omuz Ağrıları
•Karpal Kanal Sendromu
•Nöroalgodistrofiler: Leriche Ve Sudek Sendromu
•Epikondilit
Kinesiotaping:
Kinesiotaping Japonya'da yaklaşık 25 yıl önce geliştirilmiş, fakat Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda tanınmaya başlamış, Özel bir tedavi ve bantlama yöntemidir.
Kinesiotaping uygulamalarının temelde iki amacı vardır. Bunlar;
• Ağrısız ve daha kolay hareket edebilmeyi sağlamak,
• Yumuşak doku iyileşmesini desteklemektir.
Kinesiotaping uygulamalarında kullanılan bantlama materyali KINESIO TAPE olarak bilinmektedir. Bu bant oldukça ince ve hassas dokunmuş pamuklu bir malzemeden imal edilmiştir.
Bu özellikleri sayesinde KINESIO TAPE ıslanma ve terleme durumunda bile cilt üzerinde kalabilmektedir uygulama sonrasında duş almak yada ellerinizi yıkayabilmek mümkündür.
Uygulamanın yapıldığı cildin yapısı ve ortam koşullarına bağlı olmak üzere uygulama bölgesinde çıkmaksızın 4 ila 7 gün kalabilmektedir. Kinesiotaping bantları boyunun %30ila %40'ı kadar uzayabilmekte hareketle ciltte oluşan gerilme ve gevşemelere uyum sağlaya-bilmektedir.
Kinesiotaping bantlarının yapısında ciltte alerji yaratabilecek lateks veya benzeri herhangi bir etken madde içermez.
Kinesio bant nasıl kullanılır?
Vücutlarımız hareket etmek üzere tasarlanmıştır ve Kinesiotaping Tekniğinin temel amacı harekete destek olmak ve hareket etmeyi kolaylaştırmaktır. Tekniğin başarı ile uygulanması kaslar, eklemler, bağlar ve dolaşım sisteminin anatomisini bilmekten ve duruma uygun doğru teknikleri uygulamaktan geçmektedir.
Kinesiotaping teorik olarak, cildi yukarı kaldırıp deri ile kasların arasındaki boşluğu arttırmakta ve bölgede oluşan basıncı hafifletmektedir. Yaralanma bölgesinde azalan basınç kan dolaşımının artışı ile sonuçlanır ve böylece lenfatik drenaj oluşur. Dolaşım sisteminde yaratılan bu etki yaralanma bölgesindeki gerginlik ve hassasiyetin giderilmesinin yanında bölgede deri altında var olan ağrı reseptörlerinin uyarılmasını da önler, böylece ağrısız hareket etme imkânı sağlanmış olur.
Kinesiotape'in kullanım amaçları;
• Uygulama bölgesine farkındalığı artırdığından, eklem-kas-tendon ve bağları desteklediğinden koruyucu,
• Cilt altındaki yumuşak dokuda meydana getirdiği kavitasyon ile dolaşımı hızlandırıcı,
• Ağrıya sebep olan maddelerin uzaklaşmasını sağlayarak ağrıyı azaltıcı,
• Ödemi azaltıcı,
• Kas spazmını çözücü,
• Kas iskelet sistemini destekleyici olarak kullanılmaktadır.
Yukarıda sayılan amaçlara uygun olarak uygulandığı durumları ise şöyle sıralayabiliriz;
• Kas-tendon yaralanmaları,
• Eklem ve bağ yaralanmaları,
• Bel-boyun ağrıları,
• Kas spazmı,
• Fibromiyalji,
• Lenfödem,
• Travma sonucu meydana gelen şişlik ve morarma,
• Sinir sıkışmaları,
• Eklem rahatsızlıkları,
• Hamilelikte görülen bacak krampları ve şişlikler.
Kısacası yumuşak doku ve tüm eklemlerde hareket kısıtlaması yapmaksızın rahatlıkla kullanılabilir.

Mezoterapi:

Mezoterapi; Ağrı veya hastalıkları, vücutta bulundukları yere lokal olarak uygulanan mikro enjeksiyonlar yoluyla kontrol altına alan ya da tedavi eden bir tıbbi uygulamadır. Latince "meso=orta" ve "terapi=tedavi" kelimelerinden meydana gelmiş olup "orta deri tedavisi" anlamındadır.
Mezoterapi ise sadece sorunlu bölgeye küçük miktarlarda yapılan mikroenjeksiyonlarla , hiç bir istenmeyen yan etkiye neden olmaksızın problemi çözecektir. Mezoterapi, çok ince ve kısa iğne uçları (4 – 6mmlik 29 - 30g iğneler) kullanılmak suretiyle uygulanan bir yöntemdir. Hissedilen ağrı iğnelerin boyutlarıyla paralel olarak oldukça azdır. Bununla birlikte uygulama sahası dezenfekte edildikten sonra lokal anestezik spreyler aracılığı ile uyuşturularak tüm hissin kaybolması da sağlanabilir. Mezoterapide ilaçların buradan emilimi çok az olduğu için sistemik dolaşıma ilaç geçisi de yok denecek kadar azdır. yapılan enjeksiyon sayısı; hastaya, hastalığa ve enjeksiyonun yapılacağı bölgenin anatomisine bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Hangi Hastalıkların Tedavisinde Mezaterapı Kullanılır
Mezoterapi sıklıkla artirit gibi tüm eklem hastalıklarında, boyun ve bel fıtığı ağrıları, syatalji ve brakialji, Migren ve adet ağrıları, spor travmaları, varis, lenfödem ve flebit gibi bazı damar hastalıkları, ayrıca estetik amaçlı olarak sellülit basta olmak üzere, vasküler lekeler, çeşitli cilt problemleri, cilt yaslanmasını ve saç dökülmesini engellemek amacıyla yaygın olarak basarili bir şekilde kullanılmaktadır.
Vertigo Rehabilitasyonu:
Vertigo; yani baş dönmesi, kişinin başının veya çevresinin, çevresindeki nesnelerin dönmesini hissettiği hareket yanılsamasıdır. Tek başına bir hasatlık değildir; birçok hastalığa bağlı gelişen bir yakınmadır.
Baş dönmesi kişiler tarafından çok farklı şekillerde tanımlanabilir. Özellikle sersemlik ya da kişilerin tanımlamaları ile başımın içinde sersemlik hissi var, başım sepet gibi, başımın içi boşalıyor gibi hissediyorum ve ya zemin ayağımın altından kayıyor gibi şeklinde yakınmalarla karşımıza gelebilir ve bu nonspesifik bir yakınma olup belirli bir hastalığa özgü değildir. Gerçek vertigo ise kişi ile çevresi arasında bir ilizyon hali vardır. Yani anormal hareket algılaması söz konusudur. Baş dönmesiyle beraber genellikle hastalarda; bulantı, kusma, dengesizlik, görme bulanıklığı, işitme azlığı, kulakta çınlama gibi semptomlarda yaşanmaktadır. Tabi ki her hastalığın yansıması kişilerde farklı olarak karşımıza gelmektedir. Baş dönmesi aslında bir denge bozukluğudur.
Denge vucüdümüz da 3 tane ana sistem tarafından oluşturulmaktadır.

Bu sistemlerden;
•Birincisi iç kulaktaki denge merkezi,
•ikincisi görme ile sağlanan dengedir,
•üçüncüsü ise kas iskelet ve eklemler sayesinde vücudumuzu dik tutan ve dengemizi sağlayan denge sistemidir.
Bunların herhangi bir tanesinde meydana gelen herhangi bir hastalık sonrasında baş dönmesi ile karşı karşıya kalmaktayız.
Vertigo tedavisin de ilaç tedavisi yetersiz gelmektedir. Çünkü denge merkezinin adaptasyonunu sağlamamız gerekmektedir. Bu aşamada egzersiz en önemli tedavi yaklaşımıdır. Yapılan baş, göğüs hareketleri, yatarak, oturarak, ayakta ve yürürken dengemizin tekrar sağlanmasını oluşturmaktadır. Vertigo rehabilitasyonu çok ciddi bir şekilde uygulandığı zaman hayat kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır.
Temporomandibuler eklem (Çene eklemi) Rehabilitasyonu:
Çene Eklemi Ağrısının Tedavisi
Çene eklemine temporomandibüler (TME) eklem diyoruz. TME eklem makara şeklinde hareket eder ve aynı zamanda kayma hareketi yapar. Bu eklem aynı zamanda menisküsü bulunan bir eklemdir. Temporomandibüler eklem ağrısı sık karşılaşılan bir hastalıktır. Temporomandibüler eklem ağrısı; yemek yerken, konuşurken, çene açılıp kapandığında, şakaklarda, çenenin yanlarında ağrı olmasıdır. Bu hastalar aynı zamanda sinirli ve sık sık baş ağrısı çeken hastalardır. Daha sık genç insanlarda görülen bir hastalık olan temporomandibüler eklem ağrısı; diş ağrıları, baş ve boyun ağrılarından sonra baş ve boyun bölgesini en sık etkileyen hastalıklardan biridir.
Temporomandibüler eklem, komşu yapılardaki bozukluklardan etkilenebileceği gibi, sistemik romatizmal hastalıklardan da etkilenebilir. Sistemik sebepler kapsül içi yapıları bozarken, yerel faktörler kapsül dışında sorun oluşturur. Bu nedenle tedavisi bazen çok zor olabilen temporomandibüler ağrı sendromunda rahatsızlığın kaynağının iyi bilinmesi ve buna yönelik tedavi uygulanması gerekir. Çene eklemi ağrısının tedavisinde; romatolog, çene cerrahı, diş hekimi, psikiatrist, ortopedist, KBB uzmanı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı birlikte rol alırlar.
Böyle bir rahatsızlığı olan kişilerde görülen belirtiler;
çene hareketleri sırasında ve sert lokmaları çiğnerken artan künt bir ağrı, çenede kıtırtı, bazen açıldığında çenenin ağrılı tarafa doğru kayması, açılıp kapanırken takılması ve tutukluk, bu kişilerin uyurken dişlerini fazla sıkmaları, dişlerini birbirine sürtmeleri ve tırnaklarını yeme, çene etlerini, dudaklarını ısırma gibi alışkanlıklar göze çarpabilir. Yaşam biçimlerinde ve doktorun hastada aldığı öyküde de özellikler olabilir. Aşırı endişelilik, depresyon, uyku bozukluğu ve strese bağlı baş ağrıları bunlardan bazılarıdır.
Eğer, dişlerden doğan bir sebep yoksa ve gerekli, incelemeler yapıldıktan sonra TM eklem içindeki menisküs ile ilgili bir patoloji bulunamamışsa, yukarıdaki alışkanlıklar ve ekleme sürekli darbe veren travmalar nedeni ile eklem içi yapılarda bir zedelenme olabilir. Uykuda ve stres durumunda sürekli dişlerin sıkılması, çene etrafındaki çiğneme kaslarında kasılmaya sebep olup ağrıya yol açabilir.

Çene eklemiyle ilgili Yapılan Tedaviler:
•Manuel tedaviler (manipulasyon, mobilizasyon, post-izometrik relaksasyon gibi)
•İlaç tedavileri
•Kuru iğneleme
•Lokal enjeksiyonlar
•Eklem lavajı (yıkama)
•Eklem-içi enjeksiyonlar
•Botulinum toksini enjeksiyonları
•Özel çene egzersizleri
•Çeneye yönelik fizik tedavi ve özel materyallerle eklem germe
•Splintler (çene içi plastik materyeller)
•Gerekli diş tedavileri (diş hekimliğinde yapılır)
•Psikiyatrik ilaç tedavileri ve psikoterapi (psikiyatri)
•Cerrahi tedaviler (plastik cerrahi)